Sultana: Erkek egemen eğlence sektöründe kadınların dayanışma hikayesi
33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nde gösterilen Ali Kemal Güven'in Sultana filmi, gece kulübünde çalışan kadınların erkek şiddetine karşı dayanışmasını ve ataerkil düzene karşı mücadelesini anlatıyor.
Sultana, 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali kapsamında izleyiciyle buluştu. Yönetmenliğini Ali Kemal Güven'in üstlendiği, senaryosunu Erdi Işık'ın kaleme aldığı film, İstanbul'da bir gece kulübünde çalışan kadınların hayatına odaklanıyor. Başrollerde Tuba Büyüküstün ve Derya Pınar Ak yer alırken, Seray Kaya, Begüm Akkaya, Rojbin Erden, Şirin Sultan Saldamlı, Itır Esen, Nur Sürer, Hakan Kurtaş, Taro Emir Tekin ve Çağlar Çorumlu gibi isimler de kadroda bulunuyor. Hikâye, kulübün deneyimli dansçısı Meral ile Belarus'tan gelen genç dansçı Anna arasındaki ilişki etrafında şekilleniyor.
BirGün'de yayınlanan habere göre, film kadınları erkeklerin bakışı altında sahneye çıkan bedenler olarak göstermekle birlikte, onları yalnızca seyirlik nesnelere indirgemiyor. Direk dansı, fiziksel güç, dayanıklılık ve teknik beceri gerektiren bir performans olarak sunuluyor. Kadın bedeni, erkek arzusunun nesnesi olmaktan çıkarak fiziksel gücün sergilendiği bir alan olarak betimleniyor. Kadınların erkeklerin bakışına maruz kalması, filmin bu bakışı benimsediği anlamına gelmiyor.
Filmde erkek şiddetine maruz kalan bir kadına diğer kadınların müdahale etmesi, aralarındaki dayanışmayı öne çıkarıyor. Meral'in Anna'yı erkek şiddetinden kurtarması aralarında güvene dayalı bir bağ oluşturuyor. Ancak Meral'in Anna'nın daha sonra uğradığı cinsel saldırıyı engelleyememesi ilişkilerinde kırılmaya yol açıyor. Anna'nın saldırının ardından fail erkeği değil Meral'i suçlaması, erkek egemen düzenin kadınlar arasındaki ilişkileri nasıl zedelediğini gösteriyor. Film, kadınlar arasındaki bu çatışmayı abartılı bir hesaplaşmaya dönüştürmüyor; kıskançlık, kırgınlık, öfke ve suçluluk duygularını karakterlerin insani çelişkileri içinde işliyor.
Bu ilişki, feminist düşünür bell hooks'un kadın dayanışmasına ilişkin yaklaşımıyla örtüşüyor. hooks'a göre kadın olmak tek başına dayanışmayı garanti etmiyor; kadınlar arasındaki dayanışmanın kurulması, onları birbirinden uzaklaştıran rekabetin, önyargıların ve eşitsizliklerin aşılmasını gerektiriyor. Meral ile Anna'nın ilişkisi de kusursuz bir kız kardeşlik anlatısı sunmuyor; dayanışmanın çatışmaların ve güvensizliğin içinden geçerek kurulabileceğini gösteriyor.
Sultana, kadın karakterleri mağduriyetleri üzerinden tanımlamaktan kaçınıyor. Erkeklerin denetimi altında yaşamaya zorlanan kadınların, kendileri üzerinde kurulan iktidarı adım adım nasıl sarstığını anlatıyor. Kadınlar baskı ve şiddet karşısında edilgenleşmek yerine birbirlerine destek olarak hareket alanlarını genişletiyor. Filmin kadınların hikâyesini ölümle sonlandırmaması da dikkat çekiyor; erkek şiddetini kaçınılmaz bir kadere dönüştürmeyen film, kadınlara yaşamlarını yeniden kurabilecekleri bir gelecek bırakıyor. Final sahnesi, anlatı boyunca kurulan güç ilişkilerini tersine çevirerek kadın dayanışmasının güçlü bir ifadesine dönüşüyor.
TürkAta Haber Ajansı
Muğla Gündemi